18/2/2009 - DÜNYA

düşün ki bakşa bir gezegen varmış günahımızı kaldıramamış ve senden benden utanmış agır gelen senle ben olmuşuz sadece. taşıyamamış kirli görünen sadece bizim hayallerimizmiş göğüne sığmamış her varlığı miras bizim varlığımız kabahat saymış kendi tozuna kirine bakmamış yalanla riyayı gerçek sanmış dosta düşmanı karıştırmış yok buda bizim dünyamızdan farksızmış
DURUSEVDAM
|
|
Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/2/2009 - izin varmı
ben sessizliğin kendisiyim ; sen ki sadece sessizliğimin buğusu. içimde büyüyen, anlamlı ama bir o kadar karışık kelime tepeciklerinden; yuvarlanıyor düşlerim . bırak dokunayım yüreğine bırak anlam yüklensin hayatın zor zamanlarına serzenişlerimden uzaklaşma hepsi sana izin ver göreyim güzelliğini ......... oysaki yaşam boğar beni senin haberin olmadan , sevgisiz elleriyle ; zaman geçmekte.... izin ver yanına geleyim izin ver seni gözlerimle seveyim
ben bu şiire bu başlıgı yakıştırdım kısa ama anlamlı kuzenimle konuşurken ona sana şiri yazıcam dedikten sonra dökülen kelimeler tabiii kusene olmadı şiir kusenin azından başkasına söylenen sözler olma ihtimali daha yüksek hemen yayınladım onada süpriz olacak:D
|
|
Bağlantı
|
2/12/2008 - .....
Özür dilerim bu kadar yorgun olduğum
için!
Kendimle amansız bir savaşın hemen
sonrasında
, tam
da ödülerini
sayıyordum içimin…
Aklım takıldı!
Bir şey diyeceğim!
Yok, yok demeyeceğim!
Vazgeçeceğim!
Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim.
Yazdım, sildim… Yazdım, sildim…
Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim.
Ama
sorsan söylemem! Sen
anla! Hisset ya da!
Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi.
Yorgunum
zira! Yeniden kurasım
yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan
yana
getiresim yok bir de,
kendimi anlatmak için.
Sen anla!
Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak
ne var
ki? Benim sana gelene
kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene
kadar ne
yaşadığın mı?
Saçma!
Ne geçmişe aidim artık ne de geleceğe ve
kaçırmak
istemiyorum şu anı
da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin,
geçmişlerin
laf kalabalığında...
Olacakların, biteceklerin ve geleceklerin
kurgusunda ya da.
Ama şimdi burada, seni düşünüyorum ne
yalan
söyleyeyim. Ama sorsan
söylemem! Sen anla! Hisset ya da!
Biliyorum, her
ikisini de yapabilirsin!
Ne şu andan öncesi ne şu andan sonrası…
Dedim
ya; bir tek şu anın
ciddiyetindeyim.
Hayallerim yok sana uzun uzun
anlatabileceğim
ama çok istersen kurarım
tabi senin için ve illâ merak ediyorsan
hatırlarım
elbet canımın
yanmışlığını da zira unutmuş değilim.
Ruhumda dikiş izlerim…
Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için!
Hiç
söylenmemiş sözler
duymaya ihtiyacım var ve belki yeniden cümleler
kurmaya... Yetmiyor
artık bildiklerim.
Şimdilik, baş edilir gibi değil içime
çekilmişliğim.
Sözlerini duyuyorum; düşüncemi zorlayan,
aklımı
sana uçuran. Her
anlamaya çalıştığımda merak edilen
oluyorsun
. Anlamak istemiyorum
merak etmekten korktuğum için!
Yoksa buradayım yani, yörüngendeyim.
Masallar tadındayım… Zehirli elma
hevesindeyim!
Bul beni! Lakin ne soru
istiyor canım ne cevap. Ne bir beklentim
var ne de
bir söz verebilirim.
Bulursan, sadece bulduğuna sevineceğim!
Ve eğer geleceksen, seni burada
bekleyeceğim.
Ama ben sana, gün dünü unutmadıkça ve
beyaz
sayfalar gibi olmadıkça
ruhum, gelmeyeceğim…
alıntı
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/11/2008 - ON YIL ÖNCE GEL

On Yıl Önce Gel
Şimdi git kırçiçeğim,on yıl önce gel Ben o duyguları çoktan tükettim Ne var ne yoksa sevgiden yana Har vurup harman savurdum Mirasyedi misali Tükenmez sanmıştım heyhat! Mevsimi geçti fasl-ı baharın Şimdi git kırçiçeğim Elinde bir demet gülle on yıl önce gel
Yokuşlar daha yokuş Geceler daha uzun artık Kızıl akşamları seyrediyorum tek başıma Kanım kaynamıyor köçekçelerde Kahkaha atmayalı asırlar oldu Ağır ağır kar yağmakta şakaklarıma Haydi git kırçiçeğim Sevgi dolu bir gönülle ON YIL ÖNCE GEL!
Gonca Aydemir
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/11/2008 - donuşu olmayan
 Dönüşü olmayan bir yola girdiğinde insan, Düş'ü bulunmayan …uykulara daldığında hani, Canı yanar da; Yine de sesini çıkarmaz, Yalancı gülücükler sunar etrafına bir taraftan, İdare eder vaziyeti, Dik durur yürürken Ve hatta______________________ (Bal damlar dudağından) .......konuşurken, Kimse fark etmez yüreğinde çektiği eziyeti...
Kendin de saklar hayatın kirini pasını, Kendine yasaklar,Acısını, Göstermek olasılığını.. Çayın demine katar bazen, Bazen üst üste yakar sigarasını. İdare eder vaziyeti, Dik durur yürürken Ve hatta______________________ Işık saçar ...Gözleri Konuşurken Kimse fark etmez alnına vuran sancısını..
Zor'dur hayat bilir (göründüğünden) , Belki hep 'stabilize yollarda yürüdüğünden, Tozlanmıştır umutları, Belki hep bundandır, Yağmur yağdığı zaman toprak kokar, Sorguları.... Cevapları çamura bulanır hemen, Ama paniklemeden İdare eder vaziyeti, Dik durur yürürken Ve hatta_____________________________ Seçer kelimeleri........Konuşurken, Kimse Fark etmez çırpındıkça,biraz daha battığını...
Dönüşü olmayan bir yola girdiğinde insan, Hep aynı terk edilişle sonlanan Özleyişlerin hani, Kuytularında yorulduğu zaman, Üşür de yüreği, Bir türlü güneşe dokunamaz hayalleri, Yalnızlığın kırık buz parçalarıdır ellerinde kalan.. Ama, İdare eder vaziyeti.. Dik durur yürürken Ve hatta___________________________ Görmezden gelir Yüzünde asılı duran, Bin parçaya bölünmüş esareti…
Seçenek fazla değilse eğer, Girer kavgaya an ve an yenilerek, Der ki; Buna değer! Zaten nedir ki kaybetmek? Biraz kan,biraz ölüm Cesaret bu değil miydi Gülüm? Aşkın dikenine dokunur eğilerek. Canı yanar,yüreği kanar, Ama yine de konuşmaz,susar, İdare eder vaziyeti.... Dik durur yürürken, Ve hatta____________________ Uzanır bütün sonsuzluklara,dolaşırken Kimse fark etmez yeniden doğduğunu, (Ölüm denen) menzile; Ulaşırken......
Uğur Deniz Ülkegül
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/9/2008 - YANLIŞ ÇİÇEK YANLIŞ SAKSI
Boş bir fanusta geçti ömrüm. Etrafımı saran yalancı hava kabarcıklarına kanıp yıldız diye süsledim düşlerimi. Kısa aralıklarla zaman beni ben zamanı aldattım. Her yanımda kapalı kapılar ! umutlarıma örtülen.
Şimdi bir ince köprüdeyim, dengemi sana olan tutkumla sağlıyorum. Ayaklarımda dermansızlığın hırıltılı korkusu, geçsem diyorum / ah bir geçsem ! geriye bakmadan saçlarında dalgalanan rüzgârların fırtınalı denizlerini.
Yok, geride martıların kol gezeceği bir sahil. Darmadağın ve yorgunluğun eşleşmiş dürtüleri saklı yangınların dinmediği topraklarımda. Dursam ve bir adım geri gelsem yanacağım biliyorum .Seni görmeden sana gelmekte yangın ! bunu da biliyorum / korkuyorum.
Sorgularım kendimi yoklamanın en güzel yolu. Aynalara küsmüş göz torbacıklarında, riyakar bakışlara aldanmışlığın şişkinliği beliren bir yüz. Çizgiler hep yatay, derin ve belirgin. Alnımda sıkıntılara depo olmuş bir birine teyet geçişler saklı. Ne yapsam silemiyorum ! seni sevdim de desem düşünüyorum. Sevmek bir yeni çizgi daha mı bilemiyorum / korkuyorum.
Bazen kitaplar dolusu şiirler dolanıyor dileme. Hepsini bir başka okuyorum. Yazdıklarıma sen kokan yanlarıyla bakıyorum. Satırlarımda işlenmiş oya gibisin. Bu, yolun sonunda ardına kadar açık, kapısı olmayan bir eve koşmak gibi bir şey. Yol bitse de hüsrana uğrasam diyorum.Hep boş sarılışlar, boş camlar, boş odalara bakmanın ön yargılı egoizmi, biliyorum ! yine de korkuyorum.
Ceplerimde acabalarla biten binlerce soru. Yükü belli olmayan bir gemi gibi, rotasız denizlerde dalgalar boyu savaşlar veriyorum. Bitse bu hengame ya batayım kör kuyuların dipsiz uçurumlarına yada ıssız sahillerde karaya vursun ! deryayı taşıran göz yaşlarım. Ağlayışlarım sebepsiz yağmurları andırsa da, nehirlere karışıp sana akışın son noktası ! bereketli dudakların deltası olsun istiyorum. Çağlayan düşüşler bekliyor beni biliyorum / korkuyorum.
Geceler boyu lacivert umutlar satıyorum hayallerime, mavi benim için pahalı. Özgürlüğü senin rengine boyamak, asıp uçurtmaların kanadına semaya salmak, ulaşılmaz. Uzak diyarlarda yeşil örtüleriyle rengarenk çiçekli basmaların yorganlarına sarılı, ceylan gözlü bakışlar var biliyorum. Karanlığın içinde kedi gözlerden yansıyan ışıkla, adsız bu memleketi arıyorum. Küf kokuyor sokaklar, şarabın gazabına uğraşmış deli saçması çirkef yüzler görüyorum. Saçlarında ihanet asılı kadınların boş bakışları arasından süzülüp, beyaz gömleğime değmeden kırmızı ojeli tırnaklar bulamam seni ! hazin gerçeklere kızıyorum.
Parmaklarım titriyor, yanlış bedenlere değen ellerim yangın yeri. Avuçlarım da azap gülleri açıyor. Yalancı öpüşlerle sevişiyorum, Sünni kokular doluyor ciğerlerime, hiçbir ten de seni bulamıyorum. Sigaram kurtuluşum oluyor, duman duman temizleniyorum. Vücuduma sinmiş yabancı ter, yıkanışlarım bir sonraki geceye kadar biliyorum. Sen olan yaklaşık bir ten arıyorum, ruhumu satıyorum parayla kurulan düşlere. Ne kendimden ne annemden senden utanıyorum.
Masumiyetin zerresini bulma umudu ! çoğalışlarıma tohum olacak tek bir tane. Sana yeniden doğuşum filizlenirken uçurumların yamaçlarında, sattığım ruhumun ocağına incir ağacı dikip çökertiyorum direkleri sen olmayan bu çatıyı.
Yıkıntılar içinden sağlam çıkma telaşı bu biliyorum. Ne yapayım koca bir dağ çökmeden üzerime, yeni bir dağ olmuyor gururum. Kaybedişlerimin yegâne sebebini gömüp ! harabe bedenimin mezarlığına, yeni kaybedişlere yelken açan yanımı asıyorum mendireğe. Gururum hep önde / sen demiştin hatırlıyorum. Gururundan utanan tek insan benim şimdi ! bunu da biliyorum.
Bir çiçektin sen ! yanlış saksıya dikildin. Güneşin sandığın bakışlara yüzünü çevirdin ! soldun Levent Saral
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/9/2008 - KALDIR BAŞINI CİĞERİM

Köşebaşında bir ölüm beklemekte beni ve ben korkusuz adımlarla gidiyorum ölüme ama bilmezler hiçbir şey senin kadar acıtamaz yüreğimi senin kadar yaralayamaz bir yangından geriye kalmış beni üzülme sana değil bu nefretim sana değil bu hıncım sen bilmezsin bu benim kaçıncı yıkılışım ben yüreğimi dermansız yaralara açmış o yaralarla hayat bulmuşum kendi karanlığımda kimbilir bu kaçıncı kayboluşum ben ne cenaze törenleri yaptim gidenler için sanada feda olsun yüreğimizin en temiz köşesi gömeriz gider gömeriz gider
bir şiirde sana yazarım ben ne olacak bir bestede sana yaparım evet tahmin ettiğin gibi senin içinde ağlarım varsın aksın gözyaşlarım zaten onlarda bana düşman söndüremiyorlar bir türlü içimdeki yangını boşver onlarada takmıyorum kafamı belki daha yolum var ama ben dostlardan hayattan da anamdan da babamdan da aldım alacağımı varsın ölüm beklesin beni varsın en ince yerimden vursun beni varsın sızlatsın kemiklerimi artık köşebaşında bir ölümün beni beklemesi neyi değiştirir ki öldüm işte ne değişti ne ölümler yaşadı bu yürek ha bir eksik ha bir fazla ne değişecek ki kimler üzülecek kimler sevinecek varlığıyla yokluğu bir olmayan benim yani senden yani dermansız bir aşktan geriye kalmış yani anlamsız yani zamansız doğmuş yani bu kahpe dünyada bu herkesin yer ettiği kahpe dünyada kendine bir yer edinemeyen benim ölümüm neyi değiştirecek soruyorum sana hiç bir şey değişmeyecek öyleyse zaten yer etmediğim kalbini boş yere yorma bırak kapansın gözlerim bu köhne dünyaya görmeyeyim deli aşıkları kahrolmasın içim şunu bilki ben zaten sensiz bir harabe sensiz kırık bir aşk hikayesiyim boşver kader bu ya biz zaten zamansız bir zamanda birbirimizi tanıdık hem ne demiş şair kaldır başını ciğerim biz utanılacak hiç bir şey yapmadık | | | İbrahim Yücetepe |
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2008 - SUSKUN
 Dertlidir geceden,yorgunluk düşmüş dizelerine
Kalemini boş sayfalarda dolaştırır Sorsan söyleyecek çok sözü vardır ama ….. Yazmaya gelince endişeli Sığmayacağını düşünür sevmelerinin satırlara Vakitsiz ,yalan sevgilere harcamıştır yüreğini Yinede paslanmaz kalbi Gitmelerini hatırladıkça şahitsiz ölüyor Sonrada diriliyor asılıyor hayata sımsıkı sarılıyor Sanki kuşanmıştır sevdasını Bütün zaferler onundur, Asla boyun eğmez bir de onurludur Dili konuşmaz yüreği susmaz Bitmez tükenmez aşka aşıklığı Bir sigara yakar, Söylenir durur. Her şeyden çok sevmiştir , Yalnızlığa dayanmaya çalışır, Kelimelere dökerken,devrik hislerini Kendini ele vermeyecek, öznesiz cümleleri toplamaya çalışır Üstüne devrilmeye çalışan duvarlardan kendini korur Sararmış fotoğraflardan hayat üçgenini kurmuştur Karasevdasıdır resime düşmüş tek şaheser Bakar bakar durur Birde yasak umutları vardır, onları da avuçlayıp sol elinde tutar İnsafsızdır ,infazsızdır,esaretinin doruklarında tırmanışları Tırnakları kanar , Acısını değil de ; Onu yazacağı kağıdı önemser Sanki ellerinin altında dokunduğunun o olduğunu düşler Yana yakıla istiyor ama, dokunamaz söz vermiştir Zifiri durgunluklarıyla;yazmanın zamanı gelmiştir Günün ağarması kadar yakındır şiirin ilk mısrası Ve ilk kelime mürekkepten düşer. Sadece SİYAH BİR NOKTA DAMLAR kağıda kendiliğinden ve kader der İstemeden olmuştur Tıpkı sevdiğininde hatındaki rolünün bitmesi gibi Sonlanmıştır ; tekrar Düşünür ve kahpe kader der Şiir yine başlamadan biter Hasret çektiğine de noktayı koyar ve kalemi kırar Düşünmeye başlar Sonrada sol eline bakar yasak umutları hala durmaktadır sağ eli ise artık boştur, Aşıksa şair sevdiğinin dokunuşlarına adına şiir yazmalı; der ama Aşıksa şair sevenin gitmelerine sevdiğine kalemini kırmalı der VE SUSAR….. … DURUSEVDAM
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2008 - SEVDA

sevda ile yanmıyorum ki tarifini vereyim.. verebileyim..ben anlatayım ya da anlatmaya çalışayım..sen söyle sevda bu mudur?
özledim artık görmem gerekiyor dediğinde görmemek için herşeyi yaparsın.. ki özlem sürsün değerlensin sevdiğin değerlensin sevgin.. senliğin belki de… bir sözüne kırılıp üzüldüğünde yüzünü görmek istemiyorum dediğinde.. derken bile sevgini bir kenara koyup unutamayacağını bile bile bu sözü söylediğinin farkında olduğunda.. seviyorsundur belki de.. aklına bir kişinin siması geliyorsa.. kendini unutup o’nu buluyorsan.. hayallerin bile rüyaların bile hep o oluyorsa.. sevmektedirsin o’nu belki de.. erkenden yatağına yatmayı özlüyorsan.. rüyalar gelsin bulsun dediğinde.. gözünden bir damla yaş akıyorsa.. sebebsizce.. elin sen bilmeden kalemi eline alıp sevda şiirleri yazıyorsa.. seviyorsun.. belki si yok.. ALPEREN TRK
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Bağlantılar
SEVDALAR PARMAK İZİ GİBİDİR HİÇ BİRİ BİRBİRİNE BENZEMEZ
Son Yazılarım
Kategoriler
Arkadaşlarım
DURUSEVDAM |
|
Durusevdam |
|